Tel :

——-RUKYE İLE TEDAVİ (OKUYARAK TEDAVİ)——–

2 yıl önce
850 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

Rukye İle Tedavi (Okuyarak Tedavi)
————————————————————
Yüce Rabbimiz: “Biz Kur’an’dan, inananlar için, şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. (yani Kur’an olarak indirdiğimiz ayetlerin hepsi mü’minlerin maddi ve manevi her çeşit hastalıkları için şifadır.)” buyurmakta.[43]
İbn Hacer el-Askalanî, âlimlerin şu üç şartın bulunmasıyla rukyenin caiz olacağı üzerinde görüş birliği içerisinde olduklarını bildirmektedir:
a.Allah Teala’nın kelamıyla (ayetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması;
b.Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması;
c.Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması[44]
Rukye, mubah, haram ve şirk olmak üzere üç çeşittir.
1.Mubah olan Rukye: Kur’ân-ı Kerim’den ayetlerle Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatlarıyla, Arapça ve anlamı anlaşılır bir dille yapıldığı takdirde mubahtır. Hz. Aişe (r.anha)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Resûlüllah (s.a.v.) son hastalığında “muavvizeteyn”i okuyup kendisine üflüyordu. Aişe (r.anha): Resûlullah Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini meshediyordum.” [45]
Yine Hz. Aişe (r.anha) Resûlüllah (s.a.v.)’ın hastalığından bahsederken şunları söylemektedir: “Resûlüllah (s.a.v.) yatağa düştüğü zaman, İhlâs sûresi ve “muavvizeteyn”in tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını mesh etti”[46]
Ebu Leyla el-Ensarî (r.a.) anlatıyor: “(Bir gün) ben Resûlüllah (s.a.v.)’ın yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: “Hasta bir erkek kardeşim var” dedi. Resûlüllah: “Kardeşinin hastalığı nedir?” diye sordu. “Kardeşimde biraz delilik var!” dedi. “Git onu bana getir!” buyurdular. Adam gitti kardeşini getirdi. Resûlüllah önüne oturttu. Fatiha-ı şerife Bakara suresinin başından ilk dört ayeti, ortalarından “Ve ila hüküm ilahün vahidün” Ayeti, Ayete’l-Kürsi, sonundan ise üç ayeti; Al-i İmran’dan bir ayeti ki bunun “şehidallahu ennahula ilahe illa hu” ayetinin olduğunu zannediyorum-A’raf suresinden bir ayeti; “inne rabbikumüllezi halaga” ayeti; Müminün suresinden bir ayeti; “ve men yedea ma allahi ilahen ahare la ber hane lehu” ayeti; Cin suresinden bir ayeti, “Ve ennehu taâla ceddü rabbina mattehaza sahiibeten veleden” ayeti, Saffât suresinin başından on ayeti, Haşir suresinin sonundan üç ayeti; Kulhüvallahu Ahad suresi, Muavvizateyn surelerini okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti.” [47] (Yukarıdaki ayetler, ileride numaralarıyla beraber verilecek)
Yine “akrep sokmasına karşı Fatiha ile rukye yapıldığına dair hadis varid olmuştur.”[48] Ve yine Resûlüllah (s.a.v.)’ın hastalanan bazı kimselere, “Mu’avvizeteyn okuyup, onları sağ eliyle meshettiği ve peşinden de şöyle söylediği rivâyet edilmektedir.” “Ey insanların Rabbi olan Allah’ım hastalığı gider; buna şifa ver. Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver” [49]
Bu anlamda rivayet edilen hadisler çoktur. Bazı âlimler Resûlüllah (s.a.v.)’in; “Göz değmesi ve hummanın dışında rukye yoktur” (Buharî, Tıb, 17) hadisine dayanarak, göz değmesi, yılan ve akrep sokması dışında rukyenin caiz olmadığı kanaatine varmışlardır. Ancak diğer bazı âlimler de bu hadisin, rukyenin en fazla faydalı olacağı anlamına sarf edildiğini, “Zülfikardan başka kılıç yoktur.” sözüne kıyas yaparak cevaplandırmışlardır. Çünkü diğer hadislerde görüldüğü gibi, Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) başka şeyler için de rukyeye cevaz vermiştir. Yine; “İçinde şirk bulunmayan şeyle rukye yapmakta bir kötülük yoktur.” [50] buyurmaktadır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de geçen şifa ayetleri: (Tevbe Sûresi, 14.) (Yunus Sûresi, 17.) (Nahl Sûresi, 69.) (İsrâ Sûresi, 82. Şura) (Şuâra Sûresi 80.) (Fussılet Sûresi, 44.)
2.Haram olan rukye: Anlaşılmaz sözler, anlamsız kesik harfler, bilinmeyen isimler, bilenlerin Arapçadan başka bir dille rukye yapması, demir, tuz kullanarak veya ip bağlayarak rukye yapılması haram kılınmıştır. Fayda verdiği tecrübe edilmiş uygulamalar bunun dışındadır. Cabir (r.a.)’den şöyle rivayet edilmektedir:
Resûlüllah (s.a.v.), rukye yapılmasını yasakladı. Amr ibn Hazm’ın çocukları gelip şöyle dediler: “Ya Resûlallah! Biz bir tür rukye yapardık ve onunla akrep sokmalarına karşı korunurduk”. Resûlüllah; ona dönün onda bir kötülük görmüyorum. Sizden her kim kardeşine fayda vermeye güç yetirirse ona faydalı olsun.”[51] demişti. el-İzz b. Abdüsselam’dan anlamı bilinmeyen harflerle yapılan rukye sorulduğu zaman, küfrü gerektirecek anlamlar içerip içermediğinin bilinmemesinden dolayı buna cevaz vermemiştir.
3.Şirk olan Rukye: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Efsun, nazar boncukları ve muhabbet için yapılan muhabbet muskaları şirktir”[52]Yine başka bir hadisi şerifte: “Kim nazar değmesin diye bir şeyler (nazar boncuğu, eski ayakkabı, inek veya at kafası vb) asarsa, o şeyin korunması astığı (üzerine taktığı) şeylere havale edilir.”[53] buyrurmaktadır.
Okuma Yoluyla Tedavi ile İlgili Hadisler
Ebu Hizame (r.anh) anlatıyor: “(Bir gün) Resûlüllah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Tedavi için kullandığınız ilaçlar şifa isteğiyle okunan dualar ve (düşmanlardan) korunmak için kullandığımız koruyucu şeyler hakkında ne dersiniz, bunlar Allah’ın kaderinden bir şeyi geri çevirip değiştirir mi ?” diye sormuşlardı. “Bu saydıklarınız da Allah’ın kaderindendir” diye cevap verdi.” [54]
· İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), humma’ya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti: “Bismillahi’l-Kebiri eûzü billâhi’l-Azimi min külli ırkın na’arın ve min şerri harri’n nâr.” “Ulu Allah’ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş hararetinin şerrinden büyük Allah’a sığınırım.” [55]
· Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: “Ezhib’il be’se Rabbennasi, veşfi enteşşafi, Lâ şifâe illa şifâüke, şifaen, Lâ yuğadiru segamen” [56]Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen şafisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz.
· Ebu Sâ’idi’l-Hudri (r.a.) anlatıyor. “Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) cinlerden ve insanın göz (değmes)inden (çeşitli dualar okuyarak) Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn (Nas ve Felak sureleri) nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terk etti.”[57]
· Yine Ebu Sa’idi’l-Hudri (r.a.) anlatıyor: “Cibril (a.s) Resûlüllah (s.a.v.)’ın yanına geldi ve: “Ey Muhammed, hasta mısın? diye sordu. “Evet!” cevabını alınca, Cibril aleyhisselam şu duayı okudu: “Bismillahi erkîke, min külli dâin yü’zîke ve min şerri külli nefsin ev aynin hâsidin. Allahu yeşfike, bismillahi erkîke. (Seni Allah’ın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetci gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah’ın adıyla sana dua ediyorum).”[58]
· Ebu’d-Derdâ (r.a.)’ın anlattığına göre, kendisine bir adam gelerek idrar tutukluğuna yakalandığını söyledi. O da adama: “Ben Resûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle söylediğini işittim” dedi: “Sizden kim hastalanırsa şu duayı okusun: “Rabbunâ’llahu’llezi fi’s-semâî tekaddese ismüke, emrüke fi’s-semâî ve’l-ardı kema rahmetike fi’s-semâî fec’al rahmeteke fi’l-ardı. Vegfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbu’t-tayyıbîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike ala hâza’l vec’i fe yebreu.” (Ey huzuru semavatı dolduran Rabbim! Senin ismin mukaddestir. Senin emrin arz ve semadadır, tıpkı Rahmetin semada olduğu gibi. Arza da rahmetinden gönder ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) bütün iyi kimselerin Rabbisin. Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir, iyileşsin.” (Ebu’d-Derda (r.a.), adama) bu duayı okumasını emretti. O da okudu ve iyileşti.”[59]
· Osman İbnu Ebi’l-As (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v.)’a Müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: “Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!” buyurdu. Dua şu idi:
Üç kere: “Bismillah” tan sonra yedi kere, “Bismillâhi eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidü ve ühâziru.” “Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah’ın izzet ve kudretine sığınıyorum” diyecektim. Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarınasöylemekten hiç geri kalmadım.”[60]
· Hz. Ebu Sa’id (r.a.) anlatıyor: “Biz, (Resûlüllah (s.a.v.)’ın çıkardığı askeri) bir seferdeydik. Bir yerde konakladık. Yanımıza bir cariye gelip: “Obamızın efendisi Selim’i bir zehirli soktu. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Sizde rukye yapan biri var mı?” dedi. Bunun üzerine bizden rukye hususunda maharetini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyuverdi. Adam iyileşti. Kendisine otuz koyun verdiler. Bize sütünden içirdi. Ona: “Yahu sen rukye bilir miydin?” dedik. “Hayır, ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım” dedi. Biz kendisine Resûlüllah (s.a.v.)’a sormadan (bu verdiklerine) dokunma!” dedik. Medine’ye gelince, durumu Ona söyledik. Aleyhissalatu vesselam:”Fatiha’nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi? Verdikleri koyunları paylaşın, bana da bir hisse ayırın!” buyurdular.”[61]
· Adam kardeşini getirerek Efendimizin önüne oturttu. Efendimiz de ona “Fatiha suresi, Sure-i Bakara’nın başından dört ayeti” okudu. Ayrıca: “Bakara suresi 163, 164, 255, 256, 257, (Âyetel Kürsi) 284, (AmenerResûlü) -285, 286- ayetleri Âl-i İmran suresi 18. âyet, Araf suresi 34, 35, 56, 57, âyetler. Müminun suresi 116, 117, 118. ayetler. Cin suresi 1, 2, 3. ayet, Saffat suresi 1. ayetten 10. ayete kadar. Haşr suresi 22, 23, 24, ayetler. İhlâs, Felâk ve Nas surelerini okuyarak onu Allah’a emânet etti.”[62] Bunun üzerine o adam sanki hiçbir şikâyeti yokmuş gibi (sapasağlam) ayağa kalktı.
· Yine Hz. Enes (r.a.) den Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İtâatsiz azgın cinler üzerine Bakara suresindeki bu ayetten daha zor hiçbir ayet gelmez. (En çok bunlardan korkarlar.) Onlar da, Bakara suresi 163/164. ayetlerdir.”[63]
Şeytan ve Cinlerden Korunmak İçin:
· “Eûzu bivechil’lahil kerimi ve bikelimâtit’tammâtil’lâti lâyecûzü hünne bir’run vela facirun minşerrima halaga ve zerae ve berae ve min şerri ma yenzilu minessemai ve min şerri ma yeğrucu fiha ve min şerri mâzerae fil arzı ve min şerri ma yahrucu minha ve min şerri fitenilleyli vennehari ve min şerri küllü tarigın illa darigan yutragu bihayrin ya Rahman.”[64]
· Yine Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.): İbni Abbas (r.a.)ten Hasta olduğunda veya (bir yerinde) rahatsızlık olduğu zaman esas Kur’ân’ın temeli olan Fatiha’ya sarıl” buyurmuştur.[65]
· Abdülmelik İbni Ümeyr (r.a.)’den: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.)şöyle buyurmuştur: “Fâtihatü’l-kitapta, her derde şifa vardır. Yine bir ihtiyacının yerine gelmesini istersen, Fatiha-yı şerifeyi sonuna kadar oku, inşallah ihtiyacın karşılanır.”[66]Yine: “Bir kimse, duasının kabul edilmesini, sıkıntısının giderilmesini istiyorsa, maddi sıkıntı içerisinde olan birisinin sıkıntısını gidersin.” [67] buyurmakta.
· Yine İbni Mesud (r.a.) şöyle buyurdu: “Bakara suresinin her hangi bir ayeti şeytanların ortasında okunsa mutlaka şeytanlar dağılıp gider. Yahut herhangi bir evde okunursa o eve şeytan girmez.”[68]
· Başka bir hususunda cinlerin manen yakılması; Şinvani adlı eserde tavsiye edilen, hasta (mecnun) kişinin kulağına, “yedi defa ezan, yedi defa Fatiha sûresi, birer defa da Felak, Nas, Âyetel kürsi, Haşır sûresi, lev enzelnadan sonuna kadar. 20-21-22-23-24 âyetleri, Saf sûresi” sonunakadar okunmalıdır. (Yakma, yüksek derecede sıcaklıktan uzaklaşma anlamındadır.)
Beden Hastalıkları İçin Okunacak Dualar:
· Nitekim bedeninde bir ağrı sızı belirtisi duyan kişilerin aklına ilk gelen şey büyü veya nazar mı oldu, düşüncesidir. Bu hususta Efendimiz şöyle buyurur: “Bir kul fatiha ve âyete’l kürsi’yi bir evde okursa, o gün o eve hiçbir insan ve cinin nazarı değmez.”[69]
· Yine Efendimiz (s.a.v.): “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bilâh” kelimesini çok söyleyin. Zira bu kelimeler, en hafifi keder olan tam doksan dokuz zarar kapısını kapatır (ve kötülükleri def eder.)[70] buyurmaktadır.
· Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki: Hastalanan bir kimsenin hasta olan uzvuna elini koyup: “Eûzübi izzetillâhi ve kudretihi minşerrima ecidü ve uhâzirû.” [71] duasınıyedi defa okuyun buyurmakta. Bir başka hadis-i şerifte: “Sizden biri bir elem, rahatsızlık duyduğunda elini acısını duyduğu yere koysun; Eûzübiizzetillahi ve kudretihi alâ külli şey’in minşerrima ecidü” [72] duasını yedi defa okumayı tavsiye etmiştir.
· İbn-i Ömer (r.a.)’den rivayetle: Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Cibril, bana, her hastalığa iyi gelecek bir ilaç öğretti. Ve bana şöyle dedi: Bu ilacı ben, levh-i Mahfuz’dan yazıp aldım. Tarifi şöyledir.”: Dam üzerinden akmamış olan yağmur suyunu bir kaba koyup. Ona yedi kere Fatiha, yedi kere “Ayetü’l-kürsi” yedi kere “İhlas” yedikere “Felak ve Nas” surelerini okusun. Sonra: “Lâ ilâhe illallahü vahdehu la şeriykeleh. Lehü’l-mülkü velehü’l-hamdü yuhyi ve yümiyt ve hüve hayyün la yemut biyedihi’l-hayr ve hüve âlâ külli şey’in kadir.”[73] Duasını okursun. Yedi ğün oruç tutar ve bu su ile iftar edersin. Başka bir rivayette: Resûlullah Efendimiz: Yukarıda ki, hadisi şerifte ki sureleri yetmiş er defa yağmur suyuna okursa: Nefsim yedi kudretinde Olan Allah’a yemin ederim, muhakkak Cibril bana geldi ve haber verdi ki: “Her kim, bu sudan arka arkaya yedi gün sabahları içerse, mu hakkak Allah sübhanehu ve te’ala, o suyu içen kimsenin vücudundaki bütün hastalıkları def eder. Ve onu hastalıktan afiyette kılar. Ve damarlarından, etinden, kemiğinden, bütün azalarından hastalığı çıkarır” buyurmaktadır.
· Alimlerimizin tavsiyesi: “Kim ki, sabah namazından sonra güneş doğmadan önce, 55 defa Fatiha suresini: Euzü besmele çekerek, bir kap içindeki suya okuyup yedi gün içip ağrıyan yerlerine sürürse:” O’kimse muhakkak şifa bulur. (Fatiha suresinin, 5,ci ayet’in manası düşünerek okunacak. ‘İyyakenağbüdü ve iyya kenesteın’ Manası; (Ey Rabbimiz!) “Yalnız sana (ibadet ve itaatle) kulluk eder ve ancak senden medet umar/yardım dileriz.”)
Rukye ile Tedavi Eden Kişide Aranacak Özellikler:
“Esârimü’l-Beddar” isimli eserin müellifi, Abdulvahid (rh.a.) tavsiyesi: Çok ağır olan hastayı okuyan kimsede olması gereken özellikleri şöyle belirtmiştir:
a. İslam üzere itikat ve ihlâs sahibi olması,
b.Allah’ın kelâmı olan ayetlerin, cinlere, şeytanlara tesir ettiğine inanması,
c. Cin ve şeytan hakkında bilgili olup şeytanın müdahale edeceği şeyleri bilmesi,
d.Kişinin evli olup haramlara dikkat etmesi ve yabancı bir kadınla baş başa kalmaması
e. Zikir ve korunma dualarına devam edip şeytanın sevmediği ibadetleriyapması,
f. Niyeti halis olup yapmış olduğu yardımın Allah için olması
Okumaya Başlamadan Önce Yapılacak Şeyler
a. Bulunmuş olduğu mekânı tedavi hâline hazırlayıp fotoğraf, nazar boncuğu gibi İslâm’a uygun olmayan şeyleri kaldırmak,
b. Okuyanın kendi tedavisi ile cinci, falcı ve büyücülerin yaptıkları tedavinin başka olduğunu onlara belirtmesi,
c. Hastaya ve ailesine itikat ve tevhid dersi vermeli, hastanın hâlini iyi teşhis edilip şeytan, cin, büyü, sara ve tıbbi durumunu ortaya çıkarmak,
d. Gayrimeşru şeylerden uzak olunması nefse hoş gelen müzik aletleri çalınmaması ve orada bulunanların hepsinin abdestli olması,
e. Tedavi olacak kadın ise tesettürlü olup yanında mahremi veya birden fazla kimsenin bulunması,
f. Okuyan kişi Allah Teâlâ’dan yardım isteyerek elini hastanın başı üzerine koyup okumalı; eğer okunan kadın ise kocasının elinden tutarak okunmalıdır.
g. Şeytan ve cinlere eziyet eden ve onları uzaklaştıran ayetleri; Yasin suresi, Âyetel kürsü, Cin suresi, Haşr suresi, Hümeze suresi ve Âla sureleri okunmalıdır.[74]
Tedavi konusunda insanlar üç sınıfa ayrılırlar.
1. Cin’in insan bedenine girmesini kabul etmeyenler. Bunlar; mevcut olan hususları yalanlamaktadırlar.
2. Haram usullerle tedavi etmeye çalışanlar. Bunlarda; Mâ’bud olan Rabbi inkâr etmektedir. Dolayısıyla bunlara gitmenin ve sözlerine inanmanın manen ne kadar zararlı olduğu ayet ve hadislerde bildirilmiştir.
3. Orta yol takip edenler. Bunlar; mevcut olan şeyi kabul edip Allah’a iman ederler. Şeytanın zarar vereceğini, cin çarpabileceğini kabul eder. Ancak her şeyden önce “bu duruma düşme nedenini iyi araştırır,” önce tıbbi çarelere başvurur, daha sonrada Allah’a ibadet etmek, dua okumak ve Onun yüce isimlerini zikretmek suretiyle; korunmak ve bertaraf etmeye inanır ve maddi karşılıksız yardım etmeye çalışırlar. En doğru olanı da budur, Allahu âlem.
Müfessiri Kiramdan Elmalılı Hamdi Yazır (rh.a.)’ın bildirdiği üzere, ‘ilimler iyiye kullanılırsa zehirden ilaç yapılır, kötüye kullanıldığı takdirde de ilaçtan zehir elde edilir.’
Ancak insanlar herhangi bir yoldan elde etmiş oldukları bilgileri, her ne kadar sihir ve büyü gibi zararlı yollarda kullansalar da Kur’an’ın ifadesiyle: “Yahudiler kadınla kocanın arasını ayıran şeyleri (kötü niyetle) öğreniyorlardı, (yani insanların aralarını bozmak için psikolojik baskı yaparak bozgunculuk yapıyorlardı.) Ama onlar, Allah’ın izni olmaksızın onunla hiçbir kimseye zarar verecekte değillerdi. Onlar böylece kendilerine fayda veren şeyleri değil de, zarar verecek şeyleri öğrendiler.”[75]Nitekim bu ayette belirtildiği üzere, Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse, kimseye zarar veremez. Bizler tüm kötülüklerden korunmamız için; önce dini vazifelerimizi öğrenip ibadetleri gönül hoşluğu ile yapmalı, daha sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.
‎سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم sa merhabalar (ALLAH) c.c_Selamı bereketi mağfireti Peygamberimiz -Muhammed (s.a.v.) Şefaati üzerimize Hanemiz Aşımız Ocağımız şen olsun ———————— 3. Rukye İle Tedavi (Okuyarak Tedavi) ———————————————————— Yüce Rabbimiz: “Biz Kur’an’dan, inananlar için, şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. (yani Kur’an olarak indirdiğimiz ayetlerin hepsi mü’minlerin maddi ve manevi her çeşit hastalıkları için şifadır.)” buyurmakta.[43] İbn Hacer el-Askalanî, âlimlerin şu üç şartın bulunmasıyla rukyenin caiz olacağı üzerinde görüş birliği içerisinde olduklarını bildirmektedir: a.Allah Teala’nın kelamıyla (ayetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması; b.Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması; c.Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması[44] Rukye, mubah, haram ve şirk olmak üzere üç çeşittir. 1.Mubah olan Rukye: Kur’ân-ı Kerim’den ayetlerle Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatlarıyla, Arapça ve anlamı anlaşılır bir dille yapıldığı takdirde mubahtır. Hz. Aişe (r.anha)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Resûlüllah (s.a.v.) son hastalığında “muavvizeteyn”i okuyup kendisine üflüyordu. Aişe (r.anha): Resûlullah Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini meshediyordum.” [45] Yine Hz. Aişe (r.anha) Resûlüllah (s.a.v.)’ın hastalığından bahsederken şunları söylemektedir: “Resûlüllah (s.a.v.) yatağa düştüğü zaman, İhlâs sûresi ve “muavvizeteyn”in tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını mesh etti”[46] Ebu Leyla el-Ensarî (r.a.) anlatıyor: “(Bir gün) ben Resûlüllah (s.a.v.)’ın yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: “Hasta bir erkek kardeşim var” dedi. Resûlüllah: “Kardeşinin hastalığı nedir?” diye sordu. “Kardeşimde biraz delilik var!” dedi. “Git onu bana getir!” buyurdular. Adam gitti kardeşini getirdi. Resûlüllah önüne oturttu. Fatiha-ı şerife Bakara suresinin başından ilk dört ayeti, ortalarından “Ve ila hüküm ilahün vahidün” Ayeti, Ayete’l-Kürsi, sonundan ise üç ayeti; Al-i İmran’dan bir ayeti ki bunun “şehidallahu ennahula ilahe illa hu” ayetinin olduğunu zannediyorum-A’raf suresinden bir ayeti; “inne rabbikumüllezi halaga” ayeti; Müminün suresinden bir ayeti; “ve men yedea ma allahi ilahen ahare la ber hane lehu” ayeti; Cin suresinden bir ayeti, “Ve ennehu taâla ceddü rabbina mattehaza sahiibeten veleden” ayeti, Saffât suresinin başından on ayeti, Haşir suresinin sonundan üç ayeti; Kulhüvallahu Ahad suresi, Muavvizateyn surelerini okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti.” [47] (Yukarıdaki ayetler, ileride numaralarıyla beraber verilecek) Yine “akrep sokmasına karşı Fatiha ile rukye yapıldığına dair hadis varid olmuştur.”[48] Ve yine Resûlüllah (s.a.v.)’ın hastalanan bazı kimselere, “Mu’avvizeteyn okuyup, onları sağ eliyle meshettiği ve peşinden de şöyle söylediği rivâyet edilmektedir.” “Ey insanların Rabbi olan Allah’ım hastalığı gider; buna şifa ver. Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver” [49] Bu anlamda rivayet edilen hadisler çoktur. Bazı âlimler Resûlüllah (s.a.v.)’in; “Göz değmesi ve hummanın dışında rukye yoktur” (Buharî, Tıb, 17) hadisine dayanarak, göz değmesi, yılan ve akrep sokması dışında rukyenin caiz olmadığı kanaatine varmışlardır. Ancak diğer bazı âlimler de bu hadisin, rukyenin en fazla faydalı olacağı anlamına sarf edildiğini, “Zülfikardan başka kılıç yoktur.” sözüne kıyas yaparak cevaplandırmışlardır. Çünkü diğer hadislerde görüldüğü gibi, Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) başka şeyler için de rukyeye cevaz vermiştir. Yine; “İçinde şirk bulunmayan şeyle rukye yapmakta bir kötülük yoktur.” [50] buyurmaktadır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de geçen şifa ayetleri: (Tevbe Sûresi, 14.) (Yunus Sûresi, 17.) (Nahl Sûresi, 69.) (İsrâ Sûresi, 82. Şura) (Şuâra Sûresi 80.) (Fussılet Sûresi, 44.) 2.Haram olan rukye: Anlaşılmaz sözler, anlamsız kesik harfler, bilinmeyen isimler, bilenlerin Arapçadan başka bir dille rukye yapması, demir, tuz kullanarak veya ip bağlayarak rukye yapılması haram kılınmıştır. Fayda verdiği tecrübe edilmiş uygulamalar bunun dışındadır. Cabir (r.a.)’den şöyle rivayet edilmektedir: Resûlüllah (s.a.v.), rukye yapılmasını yasakladı. Amr ibn Hazm’ın çocukları gelip şöyle dediler: “Ya Resûlallah! Biz bir tür rukye yapardık ve onunla akrep sokmalarına karşı korunurduk”. Resûlüllah; ona dönün onda bir kötülük görmüyorum. Sizden her kim kardeşine fayda vermeye güç yetirirse ona faydalı olsun.”[51] demişti. el-İzz b. Abdüsselam’dan anlamı bilinmeyen harflerle yapılan rukye sorulduğu zaman, küfrü gerektirecek anlamlar içerip içermediğinin bilinmemesinden dolayı buna cevaz vermemiştir. 3.Şirk olan Rukye: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Efsun, nazar boncukları ve muhabbet için yapılan muhabbet muskaları şirktir”[52]Yine başka bir hadisi şerifte: “Kim nazar değmesin diye bir şeyler (nazar boncuğu, eski ayakkabı, inek veya at kafası vb) asarsa, o şeyin korunması astığı (üzerine taktığı) şeylere havale edilir.”[53] buyrurmaktadır. Okuma Yoluyla Tedavi ile İlgili Hadisler Ebu Hizame (r.anh) anlatıyor: “(Bir gün) Resûlüllah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Tedavi için kullandığınız ilaçlar şifa isteğiyle okunan dualar ve (düşmanlardan) korunmak için kullandığımız koruyucu şeyler hakkında ne dersiniz, bunlar Allah’ın kaderinden bir şeyi geri çevirip değiştirir mi ?” diye sormuşlardı. “Bu saydıklarınız da Allah’ın kaderindendir” diye cevap verdi.” [54] · İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), humma’ya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti: “Bismillahi’l-Kebiri eûzü billâhi’l-Azimi min külli ırkın na’arın ve min şerri harri’n nâr.” “Ulu Allah’ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş hararetinin şerrinden büyük Allah’a sığınırım.” [55] · Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: “Ezhib’il be’se Rabbennasi, veşfi enteşşafi, Lâ şifâe illa şifâüke, şifaen, Lâ yuğadiru segamen” [56]Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen şafisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz. · Ebu Sâ’idi’l-Hudri (r.a.) anlatıyor. “Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) cinlerden ve insanın göz (değmes)inden (çeşitli dualar okuyarak) Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn (Nas ve Felak sureleri) nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terk etti.”[57] · Yine Ebu Sa’idi’l-Hudri (r.a.) anlatıyor: “Cibril (a.s) Resûlüllah (s.a.v.)’ın yanına geldi ve: “Ey Muhammed, hasta mısın? diye sordu. “Evet!” cevabını alınca, Cibril aleyhisselam şu duayı okudu: “Bismillahi erkîke, min külli dâin yü’zîke ve min şerri külli nefsin ev aynin hâsidin. Allahu yeşfike, bismillahi erkîke. (Seni Allah’ın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetci gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah’ın adıyla sana dua ediyorum).”[58] · Ebu’d-Derdâ (r.a.)’ın anlattığına göre, kendisine bir adam gelerek idrar tutukluğuna yakalandığını söyledi. O da adama: “Ben Resûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle söylediğini işittim” dedi: “Sizden kim hastalanırsa şu duayı okusun: “Rabbunâ’llahu’llezi fi’s-semâî tekaddese ismüke, emrüke fi’s-semâî ve’l-ardı kema rahmetike fi’s-semâî fec’al rahmeteke fi’l-ardı. Vegfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbu’t-tayyıbîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike ala hâza’l vec’i fe yebreu.” (Ey huzuru semavatı dolduran Rabbim! Senin ismin mukaddestir. Senin emrin arz ve semadadır, tıpkı Rahmetin semada olduğu gibi. Arza da rahmetinden gönder ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) bütün iyi kimselerin Rabbisin. Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir, iyileşsin.” (Ebu’d-Derda (r.a.), adama) bu duayı okumasını emretti. O da okudu ve iyileşti.”[59] · Osman İbnu Ebi’l-As (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v.)’a Müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: “Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!” buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: “Bismillah” tan sonra yedi kere, “Bismillâhi eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidü ve ühâziru.” “Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah’ın izzet ve kudretine sığınıyorum” diyecektim. Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarınasöylemekten hiç geri kalmadım.”[60] · Hz. Ebu Sa’id (r.a.) anlatıyor: “Biz, (Resûlüllah (s.a.v.)’ın çıkardığı askeri) bir seferdeydik. Bir yerde konakladık. Yanımıza bir cariye gelip: “Obamızın efendisi Selim’i bir zehirli soktu. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Sizde rukye yapan biri var mı?” dedi. Bunun üzerine bizden rukye hususunda maharetini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyuverdi. Adam iyileşti. Kendisine otuz koyun verdiler. Bize sütünden içirdi. Ona: “Yahu sen rukye bilir miydin?” dedik. “Hayır, ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım” dedi. Biz kendisine Resûlüllah (s.a.v.)’a sormadan (bu verdiklerine) dokunma!” dedik. Medine’ye gelince, durumu Ona söyledik. Aleyhissalatu vesselam:”Fatiha’nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi? Verdikleri koyunları paylaşın, bana da bir hisse ayırın!” buyurdular.”[61] · Adam kardeşini getirerek Efendimizin önüne oturttu. Efendimiz de ona “Fatiha suresi, Sure-i Bakara’nın başından dört ayeti” okudu. Ayrıca: “Bakara suresi 163, 164, 255, 256, 257, (Âyetel Kürsi) 284, (AmenerResûlü) -285, 286- ayetleri Âl-i İmran suresi 18. âyet, Araf suresi 34, 35, 56, 57, âyetler. Müminun suresi 116, 117, 118. ayetler. Cin suresi 1, 2, 3. ayet, Saffat suresi 1. ayetten 10. ayete kadar. Haşr suresi 22, 23, 24, ayetler. İhlâs, Felâk ve Nas surelerini okuyarak onu Allah’a emânet etti.”[62] Bunun üzerine o adam sanki hiçbir şikâyeti yokmuş gibi (sapasağlam) ayağa kalktı. · Yine Hz. Enes (r.a.) den Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İtâatsiz azgın cinler üzerine Bakara suresindeki bu ayetten daha zor hiçbir ayet gelmez. (En çok bunlardan korkarlar.) Onlar da, Bakara suresi 163/164. ayetlerdir.”[63] Şeytan ve Cinlerden Korunmak İçin: · “Eûzu bivechil’lahil kerimi ve bikelimâtit’tammâtil’lâti lâyecûzü hünne bir’run vela facirun minşerrima halaga ve zerae ve berae ve min şerri ma yenzilu minessemai ve min şerri ma yeğrucu fiha ve min şerri mâzerae fil arzı ve min şerri ma yahrucu minha ve min şerri fitenilleyli vennehari ve min şerri küllü tarigın illa darigan yutragu bihayrin ya Rahman.”[64] · Yine Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.): İbni Abbas (r.a.)ten Hasta olduğunda veya (bir yerinde) rahatsızlık olduğu zaman esas Kur’ân’ın temeli olan Fatiha’ya sarıl” buyurmuştur.[65] · Abdülmelik İbni Ümeyr (r.a.)’den: Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.)şöyle buyurmuştur: “Fâtihatü’l-kitapta, her derde şifa vardır. Yine bir ihtiyacının yerine gelmesini istersen, Fatiha-yı şerifeyi sonuna kadar oku, inşallah ihtiyacın karşılanır.”[66]Yine: “Bir kimse, duasının kabul edilmesini, sıkıntısının giderilmesini istiyorsa, maddi sıkıntı içerisinde olan birisinin sıkıntısını gidersin.” [67] buyurmakta. · Yine İbni Mesud (r.a.) şöyle buyurdu: “Bakara suresinin her hangi bir ayeti şeytanların ortasında okunsa mutlaka şeytanlar dağılıp gider. Yahut herhangi bir evde okunursa o eve şeytan girmez.”[68] · Başka bir hususunda cinlerin manen yakılması; Şinvani adlı eserde tavsiye edilen, hasta (mecnun) kişinin kulağına, “yedi defa ezan, yedi defa Fatiha sûresi, birer defa da Felak, Nas, Âyetel kürsi, Haşır sûresi, lev enzelnadan sonuna kadar. 20-21-22-23-24 âyetleri, Saf sûresi” sonunakadar okunmalıdır. (Yakma, yüksek derecede sıcaklıktan uzaklaşma anlamındadır.) Beden Hastalıkları İçin Okunacak Dualar: · Nitekim bedeninde bir ağrı sızı belirtisi duyan kişilerin aklına ilk gelen şey büyü veya nazar mı oldu, düşüncesidir. Bu hususta Efendimiz şöyle buyurur: “Bir kul fatiha ve âyete’l kürsi’yi bir evde okursa, o gün o eve hiçbir insan ve cinin nazarı değmez.”[69] · Yine Efendimiz (s.a.v.): “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bilâh” kelimesini çok söyleyin. Zira bu kelimeler, en hafifi keder olan tam doksan dokuz zarar kapısını kapatır (ve kötülükleri def eder.)[70] buyurmaktadır. · Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki: Hastalanan bir kimsenin hasta olan uzvuna elini koyup: “Eûzübi izzetillâhi ve kudretihi minşerrima ecidü ve uhâzirû.” [71] duasınıyedi defa okuyun buyurmakta. Bir başka hadis-i şerifte: “Sizden biri bir elem, rahatsızlık duyduğunda elini acısını duyduğu yere koysun; Eûzübiizzetillahi ve kudretihi alâ külli şey’in minşerrima ecidü” [72] duasını yedi defa okumayı tavsiye etmiştir. · İbn-i Ömer (r.a.)’den rivayetle: Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Cibril, bana, her hastalığa iyi gelecek bir ilaç öğretti. Ve bana şöyle dedi: Bu ilacı ben, levh-i Mahfuz’dan yazıp aldım. Tarifi şöyledir.”: Dam üzerinden akmamış olan yağmur suyunu bir kaba koyup. Ona yedi kere Fatiha, yedi kere “Ayetü’l-kürsi” yedi kere “İhlas” yedikere “Felak ve Nas” surelerini okusun. Sonra: “Lâ ilâhe illallahü vahdehu la şeriykeleh. Lehü’l-mülkü velehü’l-hamdü yuhyi ve yümiyt ve hüve hayyün la yemut biyedihi’l-hayr ve hüve âlâ külli şey’in kadir.”[73] Duasını okursun. Yedi ğün oruç tutar ve bu su ile iftar edersin. Başka bir rivayette: Resûlullah Efendimiz: Yukarıda ki, hadisi şerifte ki sureleri yetmiş er defa yağmur suyuna okursa: Nefsim yedi kudretinde Olan Allah’a yemin ederim, muhakkak Cibril bana geldi ve haber verdi ki: “Her kim, bu sudan arka arkaya yedi gün sabahları içerse, mu hakkak Allah sübhanehu ve te’ala, o suyu içen kimsenin vücudundaki bütün hastalıkları def eder. Ve onu hastalıktan afiyette kılar. Ve damarlarından, etinden, kemiğinden, bütün azalarından hastalığı çıkarır” buyurmaktadır. · Alimlerimizin tavsiyesi: “Kim ki, sabah namazından sonra güneş doğmadan önce, 55 defa Fatiha suresini: Euzü besmele çekerek, bir kap içindeki suya okuyup yedi gün içip ağrıyan yerlerine sürürse:” O’kimse muhakkak şifa bulur. (Fatiha suresinin, 5,ci ayet’in manası düşünerek okunacak. ‘İyyakenağbüdü ve iyya kenesteın’ Manası; (Ey Rabbimiz!) “Yalnız sana (ibadet ve itaatle) kulluk eder ve ancak senden medet umar/yardım dileriz.”) Rukye ile Tedavi Eden Kişide Aranacak Özellikler: “Esârimü’l-Beddar” isimli eserin müellifi, Abdulvahid (rh.a.) tavsiyesi: Çok ağır olan hastayı okuyan kimsede olması gereken özellikleri şöyle belirtmiştir: a. İslam üzere itikat ve ihlâs sahibi olması, b.Allah’ın kelâmı olan ayetlerin, cinlere, şeytanlara tesir ettiğine inanması, c. Cin ve şeytan hakkında bilgili olup şeytanın müdahale edeceği şeyleri bilmesi, d.Kişinin evli olup haramlara dikkat etmesi ve yabancı bir kadınla baş başa kalmaması e. Zikir ve korunma dualarına devam edip şeytanın sevmediği ibadetleriyapması, f. Niyeti halis olup yapmış olduğu yardımın Allah için olması Okumaya Başlamadan Önce Yapılacak Şeyler a. Bulunmuş olduğu mekânı tedavi hâline hazırlayıp fotoğraf, nazar boncuğu gibi İslâm’a uygun olmayan şeyleri kaldırmak, b. Okuyanın kendi tedavisi ile cinci, falcı ve büyücülerin yaptıkları tedavinin başka olduğunu onlara belirtmesi, c. Hastaya ve ailesine itikat ve tevhid dersi vermeli, hastanın hâlini iyi teşhis edilip şeytan, cin, büyü, sara ve tıbbi durumunu ortaya çıkarmak, d. Gayrimeşru şeylerden uzak olunması nefse hoş gelen müzik aletleri çalınmaması ve orada bulunanların hepsinin abdestli olması, e. Tedavi olacak kadın ise tesettürlü olup yanında mahremi veya birden fazla kimsenin bulunması, f. Okuyan kişi Allah Teâlâ’dan yardım isteyerek elini hastanın başı üzerine koyup okumalı; eğer okunan kadın ise kocasının elinden tutarak okunmalıdır. g. Şeytan ve cinlere eziyet eden ve onları uzaklaştıran ayetleri; Yasin suresi, Âyetel kürsü, Cin suresi, Haşr suresi, Hümeze suresi ve Âla sureleri okunmalıdır.[74] Tedavi konusunda insanlar üç sınıfa ayrılırlar. 1. Cin’in insan bedenine girmesini kabul etmeyenler. Bunlar; mevcut olan hususları yalanlamaktadırlar. 2. Haram usullerle tedavi etmeye çalışanlar. Bunlarda; Mâ’bud olan Rabbi inkâr etmektedir. Dolayısıyla bunlara gitmenin ve sözlerine inanmanın manen ne kadar zararlı olduğu ayet ve hadislerde bildirilmiştir. 3. Orta yol takip edenler. Bunlar; mevcut olan şeyi kabul edip Allah’a iman ederler. Şeytanın zarar vereceğini, cin çarpabileceğini kabul eder. Ancak her şeyden önce “bu duruma düşme nedenini iyi araştırır,” önce tıbbi çarelere başvurur, daha sonrada Allah’a ibadet etmek, dua okumak ve Onun yüce isimlerini zikretmek suretiyle; korunmak ve bertaraf etmeye inanır ve maddi karşılıksız yardım etmeye çalışırlar. En doğru olanı da budur, Allahu âlem. Müfessiri Kiramdan Elmalılı Hamdi Yazır (rh.a.)’ın bildirdiği üzere, ‘ilimler iyiye kullanılırsa zehirden ilaç yapılır, kötüye kullanıldığı takdirde de ilaçtan zehir elde edilir.’ Ancak insanlar herhangi bir yoldan elde etmiş oldukları bilgileri, her ne kadar sihir ve büyü gibi zararlı yollarda kullansalar da Kur’an’ın ifadesiyle: “Yahudiler kadınla kocanın arasını ayıran şeyleri (kötü niyetle) öğreniyorlardı, (yani insanların aralarını bozmak için psikolojik baskı yaparak bozgunculuk yapıyorlardı.) Ama onlar, Allah’ın izni olmaksızın onunla hiçbir kimseye zarar verecekte değillerdi. Onlar böylece kendilerine fayda veren şeyleri değil de, zarar verecek şeyleri öğrendiler.”[75]Nitekim bu ayette belirtildiği üzere, Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse, kimseye zarar veremez. Bizler tüm kötülüklerden korunmamız için; önce dini vazifelerimizi öğrenip ibadetleri gönül hoşluğu ile yapmalı, daha sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.‎
Beğen ·

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık