Tel :

KURAN I KERİM İLE RUKYE TEDAVİ OLMANİN DELİLLERİ NELERDİR?

8 ay önce
133 kez görüntülendi

KURAN I KERİM İLE RUKYE TEDAVİ OLMANİN DELİLLERİ NELERDİR?
Reklam

 

 

 

 

 

KURAN I KERİM İLE RUKYE TEDAVİ OLMANİN DELİLLERİ NELERDİR?
KURAN İLE TEDAVİ OLMANIN DELİLLERİ Yüce rabbimiz:“Kuran’dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.”buyurmuştur. (İsra 82) Her bir kimse bu ayetlere şöyle dikkatlice bir baktığında kuranın şifa kaynağı olduğunu görecektir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Bu önünden ve arkasından hiçbir batınlın gelemeyeceği şifa, rahmet ve Allahın kelamıdır. Zira yüce rabbimizin kudreti “kaf” ve “nun” yani kun; ol… Demekle oluverir. Allahın emirlerinin önüne hiç kimse ve hiçbir güç asla geçemez. Ayrıca Allahın emir ve isteklerine de kimse itiraz edemez ve Allahın istekleri hemen yerine gelir ve gerçekleşir.Nitekim Allahın en hayırlı sözü ve en yüce kelamı olan kuran, neden böyle olmasın ki? Kuranı kerimde; :“Kuran’dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz…”buyurmuştur. (İsra 82) Kur’an aynı Kur’an, sözler aynı sözler, vahiy aynı vahiy ama bu vahiy ona inanan, onu hidâyet rehberi bilen, onunla hayatlarını düzenlemeye çalışan mü’minler için en büyük bir rahmet, en büyük bir nimet ve şifa kaynağı olurken, mü’minlerin bireysel, sosyal, ailevi, hukukî, ekonomik, bedensel, zihinsel, psikolojik, ahlâkî, kültürel her türlü hastalıklarına şifa olurken aynı Kur’an kâfirlerin sadece helâklerini, hüsranlarını, zararlarını, ziyanlarını artırıcı bir özelliğe sahip oluveriyor. Yâni Rasûlullah efendimizin beyanıyla Kur’an insanların ona karşı takındıkları tavır sebebiyle ya aleyhte ya da lehte bir delil oluveriyor. Bu ayetin tefsiri hakkında merhum Seyit Kutup(r.a)şunları söyler: Kur’an-ı Kerim’de kalplerine iman bilinci yerleşmiş, bu bilinçle aydınlanmış, Kur’an’ın huzurunu, güvenini ve sevincini algılamak için gönüllerini açmış bulunanlara şifa vardır, Kur’an’da rahmet vardır. Kur’an, şeytani telkinlere, şaşkınlığa ve korkuya karşı bir şifadır. Kur’an, kalbi Allah’a bağlar. Sakinleştirir. Huzura kavuşturur. Koruma ve güvenlik bilincini yerleştirir. Gönülleri hoşnut eder. Allah’ın rızasını kazandırdığı gibi, hayattan da razı eder. Korku bir hastalıktır. Şaşkınlık psikolojik bir rahatsızlıktır. Şeytani telkinler de birer hastalıktır. İşte bunların hepsini etkisiz hale getiren Kur’an elbette ki inanan için bir rahmettir. Kur’an, nefsi arzuların, pisliklerin, cimriliğin, kıskançlığın ve şeytani aşılamaların hepsine karşı bir şifadır. Bu hastalıklar kalp hastalıklarıdır. Kalbi zaafa, yorgunluğa ve hastalığa uğratırlar. Onu yıkılışa, çözülüşe ve çöküşe iterler. Bunlara engel olan Kur’an, elbette ki mü’minler için bir rahmet aracıdır. Kur’an, düşünceye ve bilince yönelik yanlışı, yıkıcı akımları ve yönelişleri de engelleyen bir şifa unsurudur. Aklı haddini aşmaktan alıkoyar. Verimli olan alanlarda ona özgürlük hakkını verir. Faydasız alanlarda enerjisini tüketmesine engel olur. Sağlıklı-sağlam bir program içinde çalışmasını temin eder. Çalışmalarını verimli ve garantili hale getirir. Aklın çalışmalarını aşırılıklardan ve açmazlardan kurtarır. Kur’an’ın ölçülerine bağlı olan insan, vücudunun her organının enerjisini bastırmadan ve azdırmadan kullanır. Enerjilerini ve gücünü sağlıklı ve faydalı alanlarda değerlendirir. Enerjilerini verimli ürün veren alanlarda değerlendirir. İşte bu nedenle de Kur’an, mü’minler için bir rahmettir. Kur’an, toplulukların yapılarını zedeleyen, güvenini, huzurunu ve sağlığını gölgeleyen sosyal hastalıklara karşı da bir şifa aracıdır. Bu ölçülere bağlı kalan toplum, Kur’an sayesinde sosyal düzeni, sağlık, güven ve huzur içinde gerçekleşen kuşatıcı adaleti ile oluşan atmosferde rahat içinde yaşar. Kur’an bu açıdan da mü’minler için bir rahmettir. “Fakat bu ayetler zalimlere sadece yeni yıkımlar, yeni kayıplar getirirler.” Onlar, bu ayetlerin şifa unsurlarından ve rahmet’inden yararlanmazlar. Ve onlar mü’minlerin Kur’an ile yükselişlerini bir türlü hazmedemezler. Onlara karşı kin ve öfke ile dolarlar. İnatları ve büyüklük taslayışları ile bozgunculuk ve zulümde daha da ileri giderler. Onlar bu Kur’an’ın taraftarlarına oranla dünyada dahi hep yeniktirler, hep kayıptadırlar. Ayrıca ahirette Kur’an’ı inkâr etmeleri ve taşkınlıkta ısrar etmeleri yüzünden azaba uğrayacaklardır. Yani onlar gerçekten büyük bir kayıp içindedirler. Tefsirci İmam Mevdudi(r.a)ise bu ayet hakkında şunları söyler:”Kur’an’ı rehber edinen ve hüküm kitabı olarak kabul eden kimseler Allah’ın rahmetine mazhar olurlar ve her tür zihnî, psikolojik, ahlâkî ve kültürel hastalıklardan şifa bulurlar. Diğer taraftan Kur’an’ı reddeden ve onun hidayetine sırtını dönen günahkâr kimseler, gerçekte, kendilerine adaletsizce davranmaktadırlar. Bu nedenle Kur’an, onların kendisinin indirilmesinden veya bilgisinin onlara ulaşmasından önceki kötü durumda kalmalarına izin vermez, onları öncekinden daha büyük bir kayba sokar. Çünkü Kur’an indirilmeden veya onlara ulaşmadan önce onlar sadece cehaletten çekiyorlardı. Fakat Kur’an onlara gelip Hakla bâtılı birbirinden ayırdıktan sonra artık onların önceki cehalet konumlarında kalmalarını gerektiren hiçbir özürleri kalmamıştır. Bundan sonra eğer onlar Kur’an’ın hidayetini inkar eder ve sapıklıkta ısrar ederlerse, bu onların cahil değil, Hakkın zıddı olan zulmün uygulaycıları ve bâtılın kulları olduklarını gösterir. Çünkü o zaman onların durumu, önüne zehir ve iksir konulan, fakat zehiri seçen kimsenin durumu gibidir. Bu nedenle, bu durumda sapıklıklarından dolayı sadece kendileri sorumludurlar ve işledikleri tüm günahların cezasını çekeceklerdir. Tabii ki isyanın kaybı sonuç bakımından cehaletin kaybından daha büyük olacaktır. Hz. Peygamber (s.a.v) bunu şu kısa ve anlamlı cümlede ifade etmiştir: “Kur’an ya sizin aleyhinize ya da lehinize bir delildir.” Kuşkusuz Allahın sözü haktır. Allaha yemin ederim ki, kim Allaha inanarak, hiçbir şek ve şüphe duymadan hasta bir kimseye kuran okursa mutlaka o kişi Allahın kelamı ve bereketi ile şifa bulur.Allah Rasulu(s.a.v): sizlere müjdeler olsun. Kuranın bir tarafı Allahın elinde diğer bir tarafı ise sizin elinizdedir. Kurana iyice sarılırsanız zira kurana sarılırsanız asla helak olmaz ve ebedi olarak sapıtmazsınız” (Terğıb, 1/79) Başka bir hadisi şerifte ise, Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) şöyle anlatıyor: “Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Size şu iki şifayı tavsiye ederim: “Bal ve Kur’an.”(İbni Mace)Bildiğimiz gibi bal; Allahın arıya ilham edip, mükemmel bir şekilde yarattığı bir nimettir. Nitekim Allahın emri ile bir arı Allahın kendisine gösterdiği şekilde bir yol tutar ve çeşitli çiçeklerden beslenerek insanlara şifa olan balı imal ederler. Kuşkusuz arının imal etmiş olduğu bal; şifa kuvvetini, afiyet verici özelliğini ve insana vermiş olduğu canlılık özelliğini bir müddet sonra kaybeder. Fakat kuran ise; Allahın sözüdür. İnsanın ruhuna ve nefsine ayrıca bedenine işler ve tesiri hiçbir zaman kaybolmaz ve mutlaka haktır. Kuran hiç şüphesiz rahmet ve şifadır. Bir bal belli bir müddet sonra bozulmasına ve özelliklerini kaybetmesine rağmen şifa ise Allahın kelamı-hâşâ-bozulmamasına ve etkisini hiçbir zaman kaybetmemesine rağmen şifa olmaması hiç düşünülebilir mi? İbni kayyim El-Cevziyye(r.a), Et Tıp En-Nebevi kitabında”Size şu iki şifayı tavsiye ederim: “Bal ve Kur’an.”hadisini açıklarken şunları söyler: Rasulullah(s.a.)bu hadisi şerifteki tedavi usulünde; ilahi ve beşeri, bedensel ve ruhsal, gökyüzü ve yeryüzü tedavi ve tıbbını birleştirmiştir. Evet, bir kimse kuran ve bal tedavisini birlikte yapsa, iki tedavi şeklini birleştirmiş demektir; yani gökyüzü ve yeryüzü kuvvetini birleştirmiş demektir. Fakat sonuç olarak hepsi yine Allah’tandır. Allahın kelamı(kuran)daha büyük ve daha kuvvetlidir. Kuranın tedavi etmediğini Allahın dışında hiçbir şey ve hiçbir kimse tedavi edemez. Şayet bir kimse kuranın tedavi etmesi ve şifa kuvveti hususunda şüpheye kapılsa ve yinede kuran ile tedavi olsa ve şifa bulsa, bu kimse dini konusunda fitneye düşmüş ve iblisin vesvesesine yenilerek kuranın tedavi etmesi hususunda fitneye kapılmıştır. Bu sebeple şifa bulan ve rahmet edilen kimsenin sağlıklı hali çok sürmeyecek ve tekrar hastalanacaktır. Zira bu kimse en kuvvetli ve en büyüğü bırakmış ve en esfel ve alçak olana sarılmıştır. Lakin bu durumda ki bir kimsenin kuran ile başka bir ilacı veya tedavi şeklini yapmasında, Allahın rahmeti ve bereketi ile şifa ummasında bir sakınca yoktur. Rasulullah(s.a.v), Allahın, kendisini bütün hastalık ve sıkıntılardan koruması için kendini kuran zırhına bürümekte idi.Nitekim H.z Aişe(r.a)bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Rasulullah(s.a.v) her gece döşeğine uzandığı va¬kit avuçlarını birleştirerek “Felak, Nas ve îhlas” surelerini okurdu. Daha sonra avuçlarına üfler sonra da başından başlayarak yüzünü ve elleriyle vücudunun ulaşabildiği her yeri mesh ederdi.”(Buhari 6312)-Ebu Ubeyd bin Talha bin Masref den gelen bir rivayette: “bir hastanın yanında kuran okunduğunda, hasta kendisinde hafiflik hissederdi” denilirdi.-Hz. Ebu Hüreyre’nin rivâyetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri diyor ki: “Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim. O beni içinden geçirirse, ben de onu içimden geçiririm. O, beni bir cemaat içerisinde anarsa, ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” (Buhâri-Müslim-Tirmizî)- Ebu Hüreyre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’in şöyle söylediğini nakleder: “Bir cemaat bir yerde oturup Allah’ı zikreder, Allahın kitabını okurlarsa, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah’ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar.” (Müslim-Ebu Davud)Bir yere sükûnet ve Allah’ın rahmeti inerse ve melekler de etrafını çevirir ayrıca rablerinin yanında kulları anılırsa, o yerde hiç hastalık kalır mı?Allah; kerim ve vehhab olandır. Allahın sözü haktır ne söylemiş ise o mutlaka yerine gelir. Kuran nasıl şifa olmaz ki? Öyle ki, kuran bir dağa inmiş olsa, o dağı çatlatır ve o dağ kurana boyun eğerdi. Dağları çatlatıp paramparça edecek olan kuranın sahibi, rabbimizdir. Nitekim bu kuran, o yaratıcının sözü ve emridir. Bir dağı paramparça çatlatacak olan kuran, Allahın takdir ettiği bir hastalığa ve böylece imtihan ettiği bir hastaya nasıl şifa olmaz ki?Şüphesiz kuran, Allahın rahmeti ve bereketi ile bütün hastalıkları yok edecektir. Çünkü Allah, bir şeye; ol dedi mi, oluverir.“Eğer Biz Kuran’ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr 21)- Ebu Hüreyre’nin Buhari’de gelen bir rivayetinde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmaktadır: “Şafi-i Kerim Allah Teâla Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devasını da indirmiştir.” (Buhari)Ebu Davud ve Tirmizi’de şu ziyade var: “Tek bir hastalığın ilacı yoktur” dedi. Kendisine: “O hangi hastalıktır?” diye soruldu da: “İhtiyarlık!” cevabını verdi.” Hepimiz bilmekteyiz ki, Allah bir kimseye hastalık takdir etmiş ise, o kişiye hastalık isabet eder. Bir kimsenin başına hastalığın gelmesinin hikmet ve sebepleri şunlardır;1-Kıyamet gününde, Allahın yanındaki derece ve makamın yükseltilmesi 2-Günahların ve hataların temizlenmesi3-İlahi ceza ve intikam alınması4-İyiyi kötüden, imanlıyı imansızdan seçme ve temizleme5-Fitneye düşürerek sınanma ve denenme6-Daha kötü bir belayı def etme7-Kul’a rabbini hatırlatma, hak yola ve yaratılış gayesine döndürme8-Şükredenlerin ve nankörlük edenlerin ortaya çıkması9-Allahın fazlının ve nimetinin bilinmesi ve unutulmayıp hatırlanmasıBurda kişinin aklına şöyle bir soru gelebilir. pekala yukarıda beyan edildiği gibi hastalık kişinini günahlarına keffaret, cennetteki derecesinin yükselmesine ya da daha kötü bir belayı def etme gibi faydaları var ise neden Allahtan şifa dilenmektedir.?Alimler bu konu hakkında şöyle demişlerdir: hasta olan bir kimsenin Allahtan şifa istemesi caizdir. Zira “Dua bir ibadettir. Ne sevaba ne de kefârete ters değildir. Zira her ikisi de hastalığın başlangıcında ve sabretmek sonucu hâsıl olur. Dua eden ise iki ecrin ve sevabın arasındadır: Ya talep etmiş olduğu şifa verilecek, ya da ona bedel, faydalı olanın kendine isabet etmesi veya zararının defedilmesi suretiyle maslahat verilecektir. Bunların hepsi de Allah’ın fazlındandır.Bir Müminin hayatı imtihandan ibarettir. Yüce rabbimiz: “Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.” (Al-i imran 186)Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm):”Mü’mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günâhlarına kefâret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur” buyurur. (Ebu Davud)Bir insanın başına gelen hastalıkların tümü Allahın takdiridir. Bundan kaçış yoktur. Bir hasta Allah dilemedikçe asla iyileşemez ve tedavi olamaz. Hastalıkları veren Allah tır ve şifayı da verecek olan yalnızca o dur. Şüphesiz bir kimsenin sağlıklı ve sıhhatli olması en güzel ve en büyük devadır.Allahü telanın indirmiş olduğu bu büyük kurandan başka muazzam ve değerli bir şey var mıdır? Kuran Allahın sözdür. Kuran; Allahın takdirini, yine onun emri ile değiştirecek olandır. Hastalık ise onun takdiri ve kuranda onun emridir. Nitekim hastalıklar kuranın bereketi ve Allahın kudreti ile tedavi edilir.“Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen her hangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır. Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.” (Hadid 22-23)“Eyüp de: “Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin” diye Rabbine nida etmişti. Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.” (Enbiya 83-84)Kuran; Yusuf(a.s)un gömleğinden daha muazzam değil midir? “Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin” dedi.” (Yusuf 93)İşte Yusuf(a.s)ın olayı bir güven ve inanç örneği ve Allahın takdiridir. Yusuf(a.s)kardeşlerine; babamın yüzüne sürün dediği bu gömlek, bir gün iftira ve yalancılığa şahitlik etmiş bir gömlek iken, gün gelmiş bu gömlek, babasının yüzüne sürüldüğünde bir ayet ve delil olmuş ve babasının gözleri mucizevî bir şekilde Allahın iradesi ve kudreti ile görmeye başlamıştı.Nasıl kuran şifa olmaz ki? Bir gömlek bir zaman geçtikten sonra çürüyüp ve yok olup gitmesine rağmen şifa oluyor ise, işte hiçbir zaman çürümeyen ve eskimeyen rabbimizin kelamı olan kuranda öylece şifadır. Öyleyse rabbimizin kitabının her hastalığa şifa olduğuna asla şaşırmayalım ve garibimize gitmesin. Ayrıca biz bilmekteyiz ki, çörek otu bitkisi bütün hastalıklara şifadır ve bunda şüphe yoktur. – Ebu Hüreyre (r.a) anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın.”(Buhari- Müslim- Tirmizi)- İbnu Ömer (r.a) anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Size şu çörek otunu tavsiye ederim. Zira onda, ölümden başka her derde şifa vardır.”(Buhari-Müslim)Öyleyse bir çörek otunun şifa olmasında veya bir bal’ın şifa olmasında hiçbir şüphe yok ise; kuranın da şifa olması noktasında asla ve asla hiçbir şüphe yoktur. Kuran kesinlikle insanların dış ve iç hastalıklarına maddi ve manevi bütün hastalıklarına şifadır. Ben kesinlikle kuranın müminler için şifa vesilesi ve kaynağı olduğunu hükmediyor ve inanıyorum. Çünkü yüce yaratanımız ve her şeyin sahibi olan; hastalıkları ve şifaları veren Allah(c.c)şöyle diyor: “Kuran’dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.”buyurmuştur.(İsra 82)Kim kuranın şifa ve rahmet kitabı olduğuna inanmaz ise mutlaka o kimse hakkı inkar etmiş ve Allahın kelamını yalanlayarak kafir olmuştur.Sübhanallah! Kim Allahü tealanın buyurmuş olduğu; kuran şifadır manasına bakar ve üzerinde düşünürse, mutlaka onun şifasının kesin olacağını görecektir. Zira bir kimse bir hastalıktan dolayı tedavi görür fakat bir müddet sonra bu hastalık kendisine tekrar sirayet eder ve kendisini gösterebilir veya hastalık başka bir organa veya mekâna sıçrayabilir. Ya da hastalıktan şifa bulduğu zannedilir fakat hastalık vücudu terk etmemiş olabilir. Lakin kuran asla böyle değildir. Kuranın tedavisi; Allahın tedavisi ve şifasıdır. Allahın şifa ve tedavisinde şüphe veya her hangi bir kalıntı olması söz konusu mudur? Kuran ile tedavi edilen bir kimse Allahın izni ve bereketi ile bütün dert ve sıkıntılarından kurtulur ve tamamen bir rahatlığa kavuşur.- Hâris el-A’ver(r.a)anlatıyor: “Mescide uğramıştım, gördüm ki halk, zikri terkedip malâyanî konulara dalmış, konuşuyor. Hz. Ali ((r.a) anh)’ye çıkıp durumdan haberdâr ettim. Bana:-“Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi, Ben:-“Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim:-“Haberiniz olsun bir fitne çıkacak!” Ben hemen sordum:-“Bundan kurtuluş yolu nedir Ey Allah’ın Resûlü?” Buyurdu ki:-“Allah’ın Kitabı (na uymak)dır. O’nda sizden önceki (milletlerin ahvâliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyâmet ahvâli ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyân, haram-helâl vs. nevinden) cereyân edecek ahvâlin de hükmü var. O, hak ile batılı ayırdeden ölçüdür. O’nda herşey ciddîdir, gâyesiz bir kelâm yoktur. Kim akılsızlık edip, O’na inanmaz ve O’nunla amel etmezse, Allah onu helâk eder. Kim O’nun dışında hidâyet ararsa Allah onu saptırır. O Allah’ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevaları koymaktan, kendisini (kıraat eden) delilleri iltibastan korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokca tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez, O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilâvet dinledik. Bu doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelâmı olduğuna) inandık” (Cin 1). Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A’ver, bu güzel kelimeleri öğren.”(Tirmizî)Kuranı kerinin şifa olması hakkında, Mevâhib-i Ledünniye mütercimi şöyle der;”Hak Teâlâ Hazretleri izâle-i emrazda (hastalıkların tedavisinde) Kur’an-ı Azim’den eam ve enfa’ (bütün hastalıklarda geçerli daha müessir) bir deva inzal etmemiştir. Kur’an-ı Azim marazlara şifa ve âyine-i kuluba ciladır” diyerek ifade eder. Yani hem maddî ve hem de manevî hastalıkların en faydalı bir ilacıdır.

alıntıdır

 

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık